Osmanlı Duraklama Dönemi Özet – Konu Anlatımı

DURAKLAMA DÖNEMİ (XVII. YÜZYIL) (1600-1700)

Osmanlı’da Arayış Yılları olarak da bilinen Duraklama Dönemi, 1600 ile 1700 yılları arasında yaşanmıştır. Duraklama dönemi padişahları şunlardır;

  • III.Mehmet (1595-1603)
  • I.Ahmet (1603-1617)
  • I.Mustafa (1617-1618) / (1622-1623)
  • II.Osman (1618 – 1622)
  • IV.Murat (1623 – 1640)
  • Sultan İbrahim (1640 – 1648)
  • IV.Mehmet (1648 – 1687)
  • II.Süleyman (1687 – 1691)
  • II.Ahmet (1691-1695)
  • II.Mustafa (1695 – 1703)

Batı’da en geniş sınırlara bu yıllar arasında sahip olan Osmanlı İmparatorluğu; rüşvet, tımar sisteminin bozulması ve benzeri sebeplerle birçok büyük çaplı isyanla karşılaşmıştır.

DURAKLAMALAR VE NEDENLERİ

Duraklama nedenleri iç ve dış sebepleri olmak üzere iki ayrı başlıkta incelenir. Osmanlı İmparatorluğu’nda duraklamaya iç neden olarak “merkezi yönetimde görülen bozulmalar, eğitimin bozulması, ordunun bozulması ve maliyenin bozulması” gösterilebilir. Duraklamanın dış nedenleri ise “devletin doğal sınırlara ulaşması, Avrupalı devletlerin bilim ve teknikte ilerlerken Osmanlı’nın yerinde sayması, dış ülkelerdeki gelişmelerden uzak kalınması, haçlı zihniyeti ve coğrafi keşifler” olarak sıralanabilir.

DURAKLAMA DÖNEMİ İSYANLARI

Bu dönemlerde idari, mali ve askeri alanda yaşanan bozulmalar iç isyanları da beraberinde getirmiştir. Bu dönemde çıkan üç büyük isyan; “İstanbul İsyanı, Celâli İsyanı ve Eyalet İsyanları” olmak üzere üçe ayrılır.

İstanbul İsyanları (Merkez İsyanlar, Yeniçeri İsyanları)

İstanbul isyanları yeniçeriler tarafından çıkarılan isyanlardır. Bu isyanlara kimi zaman medrese öğrencileri ve halktan kişiler de dahil olmuştur. İstanbul isyanlarının sebepleri şunlardır;

  • Merkezi otoritenin bozulması
  • Yeniçeri ocağına asker dışı kişilerin dahil edilmesi
  • Yeniçerilerin bitmek bilmeyen cülus bahşişi talepleri
  • Ocak devlet içindir anlayışının yerini devlet ocak içindir anlayışının alması
  • Yeniçerilerin çıkarcı taleplerini kabul etmeyen padişah, sadrazam ve devlet adamlarını görevden uzaklaştırmak istemeleri

Celâli İsyanları

Süregelen isyanlar, zaten zor durumda kalan Osmanlı’yı siyasi ve ekonomik yönden yaralamaya devam etmiştir. Celâli isyanları, adını Yavuz Sultan Selim zamanında Yozgat’da Celâl isimli birinin çıkardığı isyanın daha sonra terim olarak kullanılmasından almıştır. Celâli isyanlarının temel sebepleri şunlardır;

  • Merkezi otoritenin bozulması
  • Eyaletlere gönderilen yöneticilerin adaletsiz ve haksız yönetimleri
  • Dirlik sisteminin bozulması ve haksız dirlik dağıtımı
  • Artırılan adaletsiz vergiler
  • Köylünün topraklarını terk etmesi
  • Uzun süren savaşların yenilgiyle sonuçlanması

Yeniçeriler, II.Osman’ı Yedikule Zindanları’nda boğarak öldürmüştür. IV.Mehmet Dönemi’nde ise sarayı basan yeniçeriler, otuz devlet adamını Sultan Ahmet Meydanı üzerinde çınar ağacına asarak gözdağı vermiştir. Bu olay Osmanlı tarihinde Vaka-i Vakvakiye (Çınar Olayı) olarak bilinir.

Uzun süren savaşlardan yorgun düşen halk, Celali isyanlarıyla birlikte iyice düzenlerinin bozulduğunu belirterek topraklarını bırakıp şehirlere göç etmiştir. Tarihte buna “Büyük Kaçgun” adı verilir.

Eyalet İsyanları

17.yüzyılda merkezi otoritenin zayıflamasıyla birlikte Eflak, Boğdan, Halep, Bağdat ve Kırım gibi merkeze uzak yerlerde isyanlar çıkmaya başlamıştır. Kimi zaman yöneticilerden şikayeti olan halk isyan çıkarırken kimi zaman yerel yönetimler de isyan çıkarmıştır.

Gerileme Döneminde İmzalanan Bazı Antlaşmalar

Nasuh Paşa Antlaşması : Bu anlaşma ile daha önce Osmanlı Devleti’nin kazanmış olduğu topraklar İran’a geri verildi. İran, Osmanlı’ya iki yüz deve ipek vermeye razı oldu. I. Ahmet döneminde imzalanan bu antlaşmada Celâli isyanları ve Avusturya savaşları etkili oldu.

Serav Antlaşması : II.Osman döneminde imzalanan bu antlaşma ile İran’ın Osmanlı’ya ödemeyi kabul ettiği iki yüz deve yükü ipek yarıya düşürüldü.

Kasr-ı Şirin Antlaşması : 1624 yılından 1639 yılına kadar süren İran – Osmanlı savaşlarından sonra imzalanan bu antlaşma ile Bağdat, Osmanlı Devleti’nin kontrolüne bırakıldı. Zağros dağları sınır ilan edilirken Revan ve Azerbaycan ise İran’a bırakıldı. Bugünkü İran – Türkiye sınırlarının temeli bu antlaşma ile atılmıştır.

Hotin Antlaşması : Osmanlı – Lehistan savaşından sonra imzalanan bu antlaşma ile Hotin Kalesi, Osmanlı Devleti’nin egemenliğinde kalmış ve Lehistan, Kanuni döneminden itibaren Kırım’a kırk bin düka altını ödemeye razı edilmiştir.

Bucaş Antlaşması : Bu anlaşma ile Lehistan, Podolya’yı Osmanlı’ya bırakırken Ukrayna ise Kazakların yönetimine bırakılmıştır. Bucaş Antlaşması, Osmanlı’nın topraklarına yeni toprak kattığı son antlaşma olmuştur.

Zitvatoruk Antlaşması : Avusturya – Osmanlı savaşından sonra imzalanan bu antlaşma ile Estergon, Kanjie ve Eğri kaleleri Osmanlı Devleti’nin idaresine bırakılmıştır. Avusturya’nın Osmanlı’ya ödediği yıllık vergi kaldırılırken Avusturya savaş tazminatı ödemeye razı edilmiştir.

Vasvar Antlaşması : 1662 – 1664 yılları arasında yapılan Osmanlı – Avusturya savaşından sonra imzalanan bu antlaşma ile Uyvar ve Neograd kaleleri Osmanlı’da kalmış ve Zerinvar Kalesi Avusturya’nın egemenliğine bırakılmıştır. İki tarafın da Erdel’den askeri güçlerini çekmesi ve Erdel’in Osmanlı Devleti’nin egemenliğinde kalması kararlaştırılmıştır. IV.Mehmet döneminde imzalanan bu antlaşma ile Avusturya 200.000 kuruş savaş tazminatı ödemek durumunda kalmıştır.