Eğitim ve Kültür Alanında Yapılan İnkılaplar

Eğitim ve Kültür Alanında Yapılan İnkılaplar

Osmanlı Devleti’nde eğitim, mektep ve medreselerde yapılmaktaydı. Dönemin medreselerinde hem ilmi hem dini eğitimler verilmiştir. Fatih döneminde açılan Sahn-ı Seman Medreseleri ve Kanuni Sultan Süleyman döneminde açılan Süleymaniye medreselerinin verdiği eğitime 17.yüzyıldan sonra devam edilemedi. Bunun sonucunda medreselerde bozulmalar yaşandı ve sadece dini bilimler okutulmaya devam ettirildi. 18.yüzyıldan itibaren Osmanlı, Avrupa’yı örnek olarak teknik eğitim veren mektepler açmaya başladı ve Avrupa’ya öğrenciler gönderdi. Bir yandan medresede eğitimler verilmeye devam etti. Bu gelişmeler ise Osmanlı’da kültür çatışması yaşanmasına sebep olmuştur.

Eğitim Sisteminde Gözetilecek Esaslar

  • Eğitim programları bilimsel olmalıdır
  • Eğitim uygulanabilir olmalıdır
  • Öğretimde birlik sağlanmalıdır
  • Eğitimde fırsat eşitliği sağlanmalıdır
  • Eğitim yaygınlaştırılmalı ve kolaylaştırılmalıdır.

Tevhid-i Tedrisat Kanunu (Öğretimin Birleştirilmesi – 3 Mart 1924)

  • Medreseler kapanma aşamasına gelmiş ve eğitimdeki ikiliğe ve kültür çatışmasına son verilmiştir.
  • Medreseler için ayrılan bütçe Eğitim Bakanlığı’na devredilmiştir.
  • Dine dayalı eğitim anlayışı son bulmuştur.
  • Bütün eğitim kurumları Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanmıştır.
  • İlahiyat fakültesi ve İmam Hatip Okulları açılmış, eğitimde laik bir inkılap yapılmıştır.

Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun (2 Mart 1926)

  • Bu kanun ile düzenlenen maddeler şunlardır;
  • Bu kanun ile eğitim sistemi milli olacak şekilde, ilk ve ortaöğretim programları belirlendi.
  • Eğitim hizmetleri daha çağdaş hale getirildi.
  • Eğitim hayatı ilk, orta ve lise öğretim kurumları olacak şekilde yeniden düzenlendi
  • İlköğretim ücretsiz ve zorunlu hâle getirildi
  • Dil komisyonu ile Talim ve Terbiye Kurulu’nun kurulması kararlaştırıldı
  • Okulların açılması ve kapanması Milli Eğitim Bakanlığı iznine tabi tutuldu.
  • Müfredatlar halkın ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde baştan düzenlendi.
  • Eğitim ve öğretimde; ulusalcılık, bütünlük, çağdaşlık, bilimsel laiklik gibi ilkeler ön plana çıkarıldı.

Türk Harflerinin Kabulü (Harf İnkılabı – 1 Kasım 1928)

Eğitim inkılaplarının en önemli hamlesi sayılabilecek aşamalardan biri de harf inkılabıdır. Türkler, İslamiyet’in kabulünden sonra Arap alfabesi kullanmaya başlamıştı. Ancak yüzyıllardır kullanılıyor olmasına karşın Arap alfabesi Türk dilinin tam olarak ifade edilmesinde yetersiz kalıyordu. Azerbaycan’ın Latin alfabesini kabul etmiş olması bu durumu Türkiye gündemine gelmesini sağladı. Arap alfabesi, Türkçe’ye uymayan onlarca sessiz harf bulunduruyordu ve bu durum Türkçenin gelişimini ve öğrenilmesini güç hâle getiriyordu. Eğitim ve öğretim kalitesini yükseltmek, yazı dili ve konuşma dili arasındaki uyumsuzluğu gidermek ve eğitimi yaymak maksadıyla 1 Kasım 1928’de latin alfabesi kabul edildi.

Harf İnkılabının Sonuçları

  • Okuma ve yazma kolaylaşmış ve okuryazar oranı artmıştır.
  • Türk kültürünün gelişmesi sağlanmıştır.
  • Dilde reform yolunu açarak Türkçeleştirme akımına hız kazandırılmıştır.
  • Batı medeniyeti ile ilişkilerimizin gelişmesinde büyük yararlar sağlamıştır.
  • Kitap basım sayısı artış göstermiştir.
  • Yazı dili ile konuşma dili arasındaki uyumsuzluk giderilmiştir.
  • Arap kültürünün Türk kültürü üzerindeki etkinliği kırılmıştır.
  • Halkın okuryazarlık seviyesini artırmak amacıyla 1928 yılında Millet Mektepleri açılmıştır.   

Türk Tarih Kurumunun Kurulması (15 Nisan 1931)

Osmanlı Devleti, ulusal bir tarih anlayışına sahip değildi. Bunun sebebi ise çok uluslu bir imparatorluk olmasıydı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla birlikte ulusal devlet anlayışına geçiş sağlandı. Bu durum tarih anlayışının da değişmesine sebep oldu. Milletimizin tarihini daha derin araştırmak gerekiyordu. Bu amaçla 1931 yılında Türk Tarih Kurumu kuruldu.

  • Türk Tarih Kurumunun kurulmasında;
  • Türklerin köklü ve zengin bir tarihe haiz olduğunu bilimsel yöntemlerle belirlemek
  • Ümmetçi ve hanedancı tarih anlayışından milli tarih anlayışına geçme isteği
  • Türklerin sarı ırktan geldiğine dair iddiaları çürütmek
  • Türklerin dünya ve İslam tarihine katkılarını ortaya çıkarmak
  • Uygarlığın tüm insanlığın ortak malı olduğunu savunmak

gibi durumlar etkili olmuştur.

Türk Dil Kurumu’nun Kurulması (12 Temmuz 1932)

Türkler, İslamiyet’in kabulü itibariyle Arapça ve Farsça kullanmaya başlamış ve bu iki dilden Türkçe’ye birçok kelime karıştırılmıştır. Türkçe, yabancı kelimeler yüzünden doğal karakterinden uzaklaşmıştır. Atatürk, toplum hayatında kullanılan dilin toplumun hakiki olarak bağımsızlığının göstergesi olduğuna inandığı için Türk dilinin gelişimini sağlama amacıyla Türk Dil Kurumunu kurmuştur. Türk Dil Kurumu’nun ilk başkanı Semih Rıfat’tır.

  • Türk Dil Kurumu’nun kurulmasında;
  • Türkçeyi yabancı kökenli kelimelerden temizlemek
  • Yazı diliyle konuşma dili arasındaki farklılıkları yok etmek
  • Türkçe sözlük yapma isteği
  • Türkçe’nin zenginliklerini gün yüzüne çıkarmak
  • Türkçeyi bir bilim dalı hâline getirmek

gibi durumlar hedeflenmiştir.

Halkevleri (19 Şubat 1932)

Anadolu’nun Türkleşmeye başladığı andan itibaren ortaya çıkan tekkeler, zaviyeler ve ahi örgütleri birer halk eğitim kurumu olarak görülebilir. Fatih döneminde camiinin yanında sıbyan mektebi  kurulduğu bilinmektedir. Bu mektep de halkçılık adına kurulmuşyur fakat daha sonraki yüzyıllarda çağın gereklerine ayak uyduramayan bu kurumlar önemini kaybetmiştir. Halka yeni Türkiye’nin hedeflediği çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması ve hedefine uygun bir eğitim vermek maksadıyla 19 Şubat 1932 yılında halkevleri açılmıştır. Ayrıca halkevlerinin Londra’da da şubesi açılmıştır. Halkevlerinin açılması işlemi için Reşit Galip Bey görevlendirilmiştir. Halkevlerinin önemli yayın organlarından biri de “Ülkü Dergisidir.” Atatürk’ün emriyle kurulmuş ve kısa zamanda Türkiye’nin her yanına yayılmış önemli bir kurum olan halkevleri 1951 yılında kapatılmıştır.

Halkevlerinin;

  • Dil ve Edebiyat
  • Güzel Sanatlar
  • Spor
  • Sosyal Yardım
  • Dershaneler
  • Kütüphaneler
  • Tiyatro
  • Tarih
  • Müze

Gibi şubeleri bulunmaktaydı.